e
sv

Osmanlı Devleti Tımar Sistemi Nedir?

Tımar sistemi askeri - idari hiyerarşiyi desteklemek amacıyla kullanım hakkı miras yoluyla da geçmeyen sisteme verilen isimdir.
Osmanlı Devleti Tımar Sistemi
avatar

Irfan

  • e 1

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Tımar kelimesinin Türkçe’deki karşılığı bakım ve ilgi anlamlardır.Terim olaraksa askeri süvari birliğini ve askeri – idari hiyerarşiyi desteklemek amacıyla kullanım hakkı miras yoluyla da geçmeyen sisteme verilen isimdir. Bu sistem daha önce Büyük Selçuklu Devleti’nde ikta sistemi olarak kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nde ise tımar sistemi olarak kullanılmaya devam edilmiştir.

Osmanlı Devleti’nde miri arazi olarak da bilinen dirlik toprakları, 3 kısımdan oluşmaktaydı. Bunlar has, zeamet ve tımar arazileriydi. Devlet hizmetlerini ödüllendirmek amacıyla önemli kişilere kendi dirlik arazilerinden topraklar verirdi.Bu önemli kişilerin rütbe ve mevkileri yüksek oldukları takdirde, has topraklardan verilmekteydi.Orta dereceli rütbe veya mevkiye sahip ise zeamet topraklarından, düşük rütbe ve mevkide olanlarına ise tımar arazilerinden topraklar verilmekteydi. Bu topraklar bu kişilere özel mülk olarak tahsis edilmemekle birlikte, sadece kullanım hakları bu kişilere verilmekte, topraklar hala devletin malı olarak kalmaktaydı.

Tımar Sisteminin Amacı

Osmanlı Devleti’nde dirlik topraklarının denetimlerini sağlayan görevlilere nişancı denmekteydi. Tımar topraklarının dağıtımlarının yapıldığı ve kayıtlarının tutulmuş olduğu defterlere ise tahrir defteri adı verilmekteydi.

Devlet tarafından bu hakkı alan kişi, kullanım hakkını almış olduğu arazisine yerleşerek bu boş araziyi üretime açardı. Bu araziden elde etmiş olduğu gelirlerden, kendisinin ve yanında çalışan görevlilerin maaşlarını tahsis ederdi.Tımar sahibi,elde edilmiş olan kazanca oranla devlet için asker donatıp yetiştirmek ile de mesuldü. Bu yetiştirilen askerlere cebelü adı verilmekteydi. Bu askerler tımarlı sipahilerin emrindeydi ve savaş zamanlarında padişah adına askerlik, barış dönemlerinde ise çiftçilik ile uğraşmaktaydılar.

Tımar Sistemi

Tımarlı sipahiler, arazilerinden elde ettikleri gelirlerden tüm bu ihtiyaçların masraflarını karşılarlardı.Eğer para artar ise taşrada devlet adına yol, köprü, çeşme ve çeşitli imar faaliyetlerinde bulunmaları gerekmekteydi. Bunun yanında taşrada çıkan isyanlara karşı da, beslemiş, donatmış, yetiştirmiş olduğu askerler ile isyanları bastırmak görevine sahiptiler. Bu suretle devletin güvenlik ve asayişinin sağlanması hususlarına da katkı yapılmış olunurdu.

Tımar Sisteminin Faydaları

Tımar sistemi sayesinde devlet, kasasından hiç para çıkmadan kendisine savaş zamanlarında kullanılmak üzere büyük çaplı bir askeri birlik yetiştirmiş olmakta, taşranın mühim lojistik ve çeşitli imar faaliyetlerini karşılamış olmaktaydı.Aynı zamanda devletin taşrada toplamakta sıkıntı çekmiş olduğu vergileri de bu tımarlı sipahiler aracılığı ile toplayabilmekteydi.Bu sistem,Osmanlı İmparatorluğu’nun hem askeri hem de idari açılardan temel direğini teşkil etmiştir. Bunun yanında miri arazi sisteminin işletmesinde köylü ve çiftçilerin ödeyecek oldukları vergilerin belirlenerek tahsis edilmeleri konularında da tarım ekonomisinin temel direğini teşkil etmiştir.

Belgeler açısından bakıldığı zaman, tımar sisteminin varlığının Orhan Bey dönemine kadar uzandığı belirlenebilmiştir.Sultan II. Murad devrinde hazırlanmış olan tımar icmal defterleri, aslında bu sistem ilkelerinin daha o dönemlerde şekillenmiş olduğunu ispatlamaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda gelirleri tımar olarak dağıtılmayan topraklar Mısır, Trablusgarp, Basra, Bağdat, Yemen, Habeş, Basra, Cezayir, Lahsa ve Tunus vilayetleriydi. Tımar tahsisatı almış olan bir sipahinin, başlangıçta olduğu sancakta kalması temel bir kural olmuştur. Bu tımarlı sipahinin tımarında yapılacak olan değişiklikler de sadece onun sancağında uygulanması zorunlu olan bir durum olarak kalmaktaydı.

Tımarların teşkilat ve yapılandırılmalarında, sınıflar işlevlere ve kalıtıma göre belirlenmekteydi. Genel itibari ile her iki taraf da kendi çıkarlarını gözetmeye teşebbüs edecek durumdaydı.Dolayısı ile tımarlı sipahiler ve reaya sınıfının ilişkileri her an bozulmaya yatkındı. Her iki taraf da kendi çıkarlarını gözetmekle birlikte sahip oldukları yükümlülükleri de icra etmekten kaçınma peşinde olabilmekteydiler. Bu gibi sebeplerden ötürü reaya sınıfının tımarlı sipahilere karşı olan hakları da devlet tarafından kanunlarla ayrıntılı bir biçimde belirlenmişti.

Sipahilerin ve askerlerin sayılarının belirli seviyelerde kalmalarını sağlamak amaçlarıyla, tımarların bölgesel ve mali birliklerini koruyabilmek adına çeşitli tedbirler kanunlarla alınmıştır. Müslüman olmak tımar sahibi olmak için bir zorunluluk olarak görülmemekteydi. Balkanlarda fethedilen topraklarda kendilerinden önceki sistemde tımar sahibi olan beylerin gönlünü kazanmak adına, bu hakları Osmanlı yönetiminde de kendilerine bırakılmıştır.

Tımar Sistemi Faydaları

  1. Devletin mali yükü azaldı,
  2. Vergilerin düzenli bir şekilde toplanması sağlandı,
  3. Devletin asker ihtiyacı karşılandı,
  4. Toprakların boş kalmasını engellenerek süreklilik sağlandı,
  5. Devlet otoritesi korundu,
  6. Devletin her daim savaşa hazır bir ordusu oldu.

Tımar Sisteminin Bozulması

Osmanlı Devleti’ne ekonomik, sosyal, askeri ve idari alanlarda çok büyük katkılar sağlayan tımar sisteminde ilk bozulma emareleri 17. yüzyılda kendisini göstermeye başlamıştır.Bu arazileri hak eden kişiler yerine rüşvet verenlere dağıtılmaya başlanması, sisteminin bozulmasına neden olan en önemli durumdur. Bu durum sonucunda tımarlarını kaybeden pek çok kişi devlete karşı ayaklanmış ve bu durumlar Osmanlı Devleti’ne çok büyük zarar veren Celali isyanlarının başlamasına neden olmuştur. Merkezi otoritenin zayıflaması sonucu, tımar sisteminin uygulanamaz hale gelmesi ile üretim büyük ölçüde azalmıştır.Ayrıca devletin vergi kazançlarında da buna paralel bir şekilde büyük bir düşüş yaşanmıştır.


Sıradaki içerik:

Osmanlı Devleti Tımar Sistemi Nedir?