1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Patrona Halil İsyanı (28 Eylül 1730)

Patrona Halil İsyanı (28 Eylül 1730)

Patrona Halil İsyanı
25

6 asrı aşkın tarihe sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, bu tarihi süresince pek çok isyan ve ihtilal girişimlerine sahne olmuştur. Bu isyanlardan önemli bir yer tutan Patrona Halil İsyanı, 28 Eylül 1730 tarihinde gerçekleşmiş bir ayaklanmadır. Patrona Halil İsyanı, Patrona Halil’in gerek ismi, gerekse de mesleği nedeniyle büyük bir halk hareketi olarak gerçekleşmiştir.

Harpeşteli bir Arnavut olan Patrona Halil de bu büyük çaplı halk isyanının lideri konumundadır. Daha önce Osmanlı hizmetinde leventlik ve Rumeli’de de yeniçeri olarak askerlik yapmıştır. Nice ve Vidin şehirlerinde gerçekleşmiş ve bastırılmış olan yeniçeri isyanlarında da yer almış ve bundan dolayı da idam cezasına mahkum edilmiştir.Fakat bu idam cezasından kurtulmayı başaran Patrona Halil daha sonra baş şehir İstanbul’a gelerek, burada yeniçeri ocağında gönüllü olarak hizmet vermiştir. Diğer yeniçerilerde olduğu gibi o da ikinci bir meslek ile uğraşmıştır. İkinci meslek olarak Beyazid Camisi’nde tellaklık yapmıştır.İstanbul meyhanelerine çok sık uğrayan ve alkol ile arası iyi olan Patrona Halil’in önemli sayıda isyancıyı da bu meyhanelerden toplamış olduğu söylentiler arasındadır.

1718 ile 1731 seneleri arasında, savaş ve yıkımdan uzak zevk ve eğlence odaklı yaşam şeklinin hakim olduğu, toplumdaki dünya görüşünün büyük bir hızla değiştiği, birçok noktada saraylar, köşkler ve sadabat olarak adlandırılan gezinti ve mesire alanları inşa edilmiştir.Böyle bir dönemde aynı zamanda her yere çok değerli olan lale soğanlarının ekilmiş olması nedeniyle, bu dönem Lale Devri olarak da anılmıştır. Bu dönemde padişah 3. Ahmet ve sadrazamı ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır.Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlığından önceki 15 sene içerisinde, tam 13 sadrazamın görev yapmış olması aslında idari sistemin ne kadar kötü işlediğine de çok önemli bir göstergedir.

Patrona Halil İsyanının Nedenleri

  1.  İdari sistemin çok kötü işlemesi,
  2. Savaştan hoşlanmayan Damat İbrahim Paşa’nın 12 seneden uzun süredir sadrazamlık görevini yapıyor olması,
  3. Zevk, eğlence, lüks ve sefaya yönelik gerçekleştirilen harcamaların büyük ekonomik sıkıntılarla mücadele etmekte olan halk tarafından müsriflik olarak görülmesi,
  4. İran seferlerinin uzun zamandır geciktirilmesi ve bu nedenle de Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu’ndan önce İran’ı işgal etmesi,
  5. Birçok bölge gibi özellikle de Tebriz şehrinin savaş yapılmadan kaybedilmiş olmaları,
  6. Padişah 3. Ahmet’in seferlere ordunun başında çıkmaması,
  7. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın Alman savaşlarındaki başarısızlıkları,
  8. Yeniçerilerin uzun bir süredir maaşlarını alamıyor olmaları,
  9. Kapıkulu ve yeniçeri ocakları ile ilgili gerçekleştirilmesi amaçlanan düzenleme ve reform planları,
  10. Devlet adamlarına karşı duyulan hoşnutsuzluklar ve güvensizlik,
  11. Kaymak Mustafa Paşa ve ulema sınıfının isyanı teşvik eden hareketleri,
  12. Ulema sınıfının önde gelen bazı isimlerinin Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya karşı düşmanlık güdüyor olmaları
  13. Askerler ile bazı önemli halk ileri gelenlerinin de halkı isyan için kışkırtmaları isyan hareketini bu denli büyük çaplı gerçekleşmesini sağlayacak olan en önemli nedenlerdir.

Patrona Halil İsyanı’nın Sonuçları

Patrona Halil İsyanı tam 12 sene boyunca devam etmiştir. İsyancılar, padişah ve devlet adamları Üsküdar’da bulunmaktayken İstanbul’un sakin olmasını fırsat bilerek 25 Eylül’de Mevlüt Alayı gününde harekete geçtiler. 28 Eylül Perşembe günü Şeriat için bayrak açarak 3 koldan yürüyüşe geçtiler. İstanbul kaymakamının hızlı hareket edip tedbir almış olamaması isyanı büyütmüştür. İsyancılar Hapishanedeki tutukluları da serbest bıraktıktan sonra, saray önlerine doğru yürüyüşe geçmişlerdir. İsyanı bastırmak amacı ile padişah 3. Ahmet Topkapı sarayına gelmiş ve sancak-ı şerif çıkartılmış, fakat bu girişim isyanı dağıtma konusunda başarılı olamamıştır. İsyancılar, yeniçeriler ve acemi oğlanlarının da kazan kaldırıp isyana dahil olmaları ile birlikte baş şehir İstanbul’un kontrolünü tamamen ele geçirdiler.

İsyancılar Patrona Halil önderliğinde yağmalar ve baskınlar gerçekleştirmiş, isyana katılmak istemeyenler ile isyancıların talep ettikleri kişileri öldürmüşlerdir. Padişah 3. Ahmet aracı göndererek isyancıların taleplerini iletmelerini istemiştir. İsyancılar Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa ve Şeyhülislam Abdullah Efendi’nin de 37 kişinin kendilerine teslim edilmelerini talep etmişlerdir. İsyancıların bu talepleri üzerine padişah 3. Ahmet bu kişileri görevden alarak Zülale Hasan Efendi, Mustafa Mehmet Paşa ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı da idam ettirdi. İdam edilenlerin cesetleri öküz arabaları üzerinde isyancıların karargahı olan at meydanına gönderildi. İstediklerini büyük ölçüde yaptırmış olan isyancılar, kendilerine gönderilen bu cesetleri şehrin sokak ve meydanlarında sürükleyerek herkese gövde gösterisi yapıp gözdağı verdiler.

Ulemanın katlinin caiz olmaması nedeni ile Şeyhülislam Abdullah Efendi idam edilmedi.İsyanın başlarında Padişah 3. Ahmet’e bağlı olduklarını ifade eden isyancılar, istediklerini bu kadar kolay gerçekleştirebilmelerinden cesaret alarak Padişah 3. Ahmet’in de tahttan halini talep ettiler. Bunun üzerine Padişah 3. Ahmet de isyanı sonlandırmak adına tahttan feragat etti. Tahta geçen şehzade Mahmut padişah olur olmaz yeniçerileri ve isyancılardan zarar görmüş devlet adamlarını yanına çekti. Sadaret kaymakamı olmak isteyen Patrona Halil’e karşı plan yapılarak sadaret hilatı giydirilmek üzere Topkapı Sarayı’na davet edildi. Hilat giymek üzere bekleyen Patrona Halil ve yandaşları, yeniçeriler tarafından imha edilerek devlet otoritesi tekrar tesis edilmiş olundu.


Yorum Yap

Yazar Hakkında

Başkent Üniversitesi İlk ve Acil Yardım bölümü mezunuyum.Boş zamanlarımda araştırma yapmak ve bunu paylaşmak en önemli hobimdir. "Gerçek bilgi,insanın ne kadar cahil olduğunu bilmesidir."

Yorum Yap