e
sv

Demokrat Parti Ne Zaman Kuruldu?

Başarısızlıkla sonuçlanan çok partili hayata geçiş denemeleri,1946’da kurulan Demokrat Parti ile son bulmuş oldu.
Demokrat Parti
avatar

Irfan

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Cumhuriyetin kuruluşundan 1946 yılına kadar, çok partili sisteme geçiş için üç deneme yapıldı. Bunlardan ilki; Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası idi. 1924 yılında Kazım Karabekir tarafından kurulan parti ancak 6 ay muhalefet yapabildi. İkinci deneme ise 1930 yılında Serbest Fırka ile yapıldı. Ancak Atatürk tarafından onaylanan ve Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Fırka da 97 gün sonra; kurucu Fethi Okyar tarafından karışıklığa sebep olmamak için kapatıldı. 16 yıl sonra 1946’da kurulan Demokrat Parti ile tek partili dönem artık tarih oldu.

CHP İçerisindeki Muhalefet

CHP içerisinde, ilk ciddi muhalefet 1944 yılında Muvazene-i Umumiye görüşmeleri sırasında Celal Bayar öncülüğünde ortaya çıkmıştır. Celal Bayar, görüşme sırasında tek partili döneminin alışık olmadığı bir şekilde hükümeti sert bir dille eleştirdi. Bayar’ın eleştirileri, şu konular üzerineydi: yoksulluğun giderek artması, üretimin artırılmadığı, üreticilerin zarara uğradığı. Bayar yapılan oylamada ret oyu kullanmıştır.

DP içerisindeki muhalefet 21 Mayıs 1945 yılında yapılan bütçe görüşmeleri ile iyice su yüzüne çıkmıştı. Bayar önderliğinde: Adnan Menderes, Emin Sazak, Feridun Fikri Düşünsel, Hikmet Bayur gibi isimler Saraçoğlu hükümetini sert bir dille eleştirmişlerdir. Eleştirilerin toplandığı noktalar ise şunlardı: bütçe açığı dolayısı ile artan devlet borçları, ölçüsüz emisyon, vergi sisteminin adaletsizliği, dar gelirliler ve devlet memurlarının durumu, karaborsa ve vurgunculuk. 29 Mayıs’ta yapılan oylamada; Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan, Emin Sazak Hikmet Bayur ve Sedat Bayar ret oyu vermiştir.

Toprak Kanunu

CHP içerisindeki muhalefet 14 Mayıs 1945 tarihinde görüşülmeye başlanan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ile tamamen ortaya çıkmıştır. Bu kanunun 17. maddesine göre: hükümet 5000 dönümlük geniş bir üst mülkiyet sınırı tanımaktaydı. Toprağın yetmediği yerlerde, topraksız ve az topraklılara dağıtılmak üzere 50 dönüme kadar olan yerlerin kamulaştırılabileceğini öngörüyordu. 21. maddeye göre: kamulaştırmalar gerçek bedel üzerinden değil, arazi vergisine matrah olan değere orantılı olarak yapılacaktı. Muhalifler bu iki maddenin kaldırılması hiç olmazsa yumuşatılmasını istemiştir. Aynı zamanda bu kanuna karşı çıkanlar arasında toprak zengini olan Adnan Menderes’te vardı. Muhalifler bu kanuna tamamen karşı çıkamadığından sadece bu iki maddeye karşı çıkmıştır. Muhalifler, sorunun bir mülkiyet sorunu değil, sermaye ve teknik donanım sorunu olduğunu ileri sürüyorlardı.

Kütahya milletvekili Besim Atay, konuşmasında: ‘’Arkadaşlar; biz Cumhuriyet kurulduğundan beri birçok inkılap geçirdik… Toprak İnkılabı’na gelince işler birden değişti. Arkadaşlar şunu bilmelidir ki, bu kanun keseye dokunur. Zannederim fazla bağırtıda keseye dokunduğu içindir.’’ demiştir. Refik Koraltan ise: ‘’Arkadaşlar bu tasarının ruhu, kim ne derse desin, Ali’nin malını alıp Veli’ye vermektir. diyerek karşı çıkmıştır. Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na göre; Toprak Kanunu’nun hazırlanmasından hemen sonra, Adnan Menderes’in de içlerinde bulunduğu altı-yedi kişilik toprak sahibi vekil kendisini ziyaret edip kendi lehlerinde değişiklikler istemiştir. Saraçoğlu’nun anlatımına göre: ‘’Adnan Menderes son bir gayretle, ameleye toprak vermemek ve verdirmemek için elinden geleni sarf etti’’.

Dörtlü Takrir

Demokrat Parti’nin kuruluşuna zemin hazırlayan ve ‘’dörtlü takrir’’ dört milletvekili, tarafından parti grubuna sunuldu. Bu önergeyi imzalayan isimler şunlardır; Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’dür. Bu vekiller arasından Celal Bayar, Atatürk’ün son başbakanıdır. Fuat Köprülü ise tarih araştırmalarında tanınmış ünlü bir bilim adamıdır.

Önergede: ‘’milli hakimiyetin tek tecelli yeri olan Büyük Millet Meclisi’nde, gerçek bir denetimin sağlanmasını, demokratik kurumların serbestçe doğup yaşanmasına engel olan ve anayasanın halkçı ruhunu kısıtlayan bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını ve parti tüzüğünde de yine bu maksatların icap ettirdiği tadillerin hemen icrasını’’ teklif ediyorlardı. Önergedeki istekler şu üç madde üzerinde toplanıyordu: kanunlardaki ve parti tüzüğündeki antidemokratik hükümleri kaldırılması, meclisin hükümeti gerçekten denetleyebilmesi, seçimlerin serbestçe (gizli oy, açık sayım) yapılması. CHP grubunun 12 Haziran 1945 tarihindeki açık oturumunda, önerge tartışılmış ve önergeyi imzalayan dört isim sert bir dille eleştirilmiştir. Yapılan oylamada önerge reddedildi.

CHP meclisinin önergeyi reddetmesinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak iki görüş öne çıkmaktadır. Bunlardan ilki, parti başkanının Mayıs’ta verdiği liberalleşme direktifine rağmen, Halk Partililer henüz otoriter tepki alışkanlıklarını yitirmemişlerdi. İkinci görüşe göre, CHP’nin kendi içinden bir muhalefet partisi çıkarabilmek için kasten sert davranmasıdır. Dönemin bazı yazarları Dörtlü Takrir’de imzası bulunanların yeni bir muhalefet partisi kurmak istediklerini ve bundan dolayı bu yolu seçtiklerini savunurken, önergeyi imzalayanlar ısrarla yeni bir parti kurmak istemediklerini dile getiriyordu.

Dörtlü Takrir
Demokrat_Parti-1946 logo

Açık Muhalefet ve Partiden İhraç

Dörtlü takrir sonrasında, önergeyi imzalayanların parti içindeki durumları sarsılmıştır. Önergenin reddedilmesinin ardından Adnan Menderes ve Fuat Köprülü, Vatan gazetesinde açık bir şekilde muhalefete geçmiştir. Yazılarında: millet denetiminin sağlanması, insan hak ve hürriyetlerinin güvenceye bağlanması, baskının kaldırılması gibi konular üzerinde duruyorlardı. Bu eleştiriler üzerine parti kurulu 21 Eylül’de, oybirliği ile iki milletvekilinin partiden ihracına karar verdi. Bunun üzerine o zamana kadar sessiz kalan Refik Koraltan, 2 Ekim’de, Vatan gazetesine bir beyanat vererek arkadaşlarının partiden ihracının tüzüğe aykırı olduğunu iddia etti. Refik Koraltan’ın bu iddiası onunda partiden ihraç edilmesine sebep oldu. Bunun ardından Celal Bayar, 26 Eylül’de milletvekilliğinden istifa ettiğinde halen parti üyesiydi. Aralık sonunda ise partiden istifa etti. Celal Bayar’ın, partiden ayrılması; Dörtlü Takrir’i imzalayanların yeni bir parti (Demokrat Parti) kuracağını gösteriyordu.

Celal Bayar, 1 Aralık’ta basına verdiği demeçte yeni bir parti kuracaklarını açıklamıştı. Üç gün sonra yani 4 Aralık’ta, İsmet İnönü, Celal Bayar’ı yemeğe davet etti. Bu şekilde, yeni partinin kurulması için; hem devlet başkanı hem de iktidar partisinin onayı alınmış oldu. Ardından 7 Ocak 1946’da resmen Demokrat Parti kurulmuş oldu.


Sıradaki içerik:

Demokrat Parti Ne Zaman Kuruldu?